The X-Files
aha bu da dokuz sezonluk, upuzun soluklu bir dizi. Bunu hele bilmeyen hiç kimse yoktur. Asıl fenomen böyle yaratılır. Chris Carter, dümbelek amerikanların paranoyaklığından yararlanarak, içine şahane korku ve gizem katarak süper bir ançoezli pizza sunuyor bize. Dokuz sezon boyunca süper güzel ve süper yakışıklı ajanlarımız Mulder ve Scully'nin başına gelmeyen bok kalmıyor.
Ajan Fox Mulder, küçük bir çocukkene uzaylıların kaçırdığını düşündüğü kız kardeşini bir obsesyon haline getirmiş, her taşın altına elini sokan, gerçek dediği bir şeyin peşinde koşup, bu gerçekleri insanların bilmesini sağlamaya çalışan bir eleman. FBI okulunda elemana, "Spooky Mulder" derlermiş. Yani eleman kısacası "loser" olmayı seçen biri. Açıklanamayan fenomenleri o kadar obsesyon haline getirmiş ki FBI bürosunda kimsenin umrunda olmayan X kategorisinde tutulan (çünküm X ile başlayan pek bir dosya bulunmadığı için U'ya (Unexplained) değil de X'e koymuşlar zamanında bu dosyaları U'da yer kaplamasın diye), çözümlenmemiş dosyaları bir bir çözmeye çalışıyor. Eleman çok zeki bir de; şak diye seri katillerin MO'larını çözebilen süper bir analizci.
Ajan Dana Scully de, garibim, üstleri tarafından Mulder'a göz kulak olsun diye X dosyalarına atanmış bir ajan. Tıp mezunu olmuş ama sonra FBI'ya girmeye karar vermiş, süper über bir bilimhatunu. Mulder ne derse desin bilime olan inancından dolayı, tüm fenomenleri bilim ile açıklamaya çalışıp, Mulder'ı dizginlemeye çalışıyor. Ama beraber o kadar bok görüyor ve bizzat yaşıyor ki bunların ikisi artık Scully de inanmaya başlıyor ucundan. Bir de bu hatun (süper hatun hem de) nedense dini inanca sahip biri. Paradoksal bir kişiliği var bir bakıma. İlk başlarda bu Scully'nin skeptikliğinden pek hissedilmese de ilerleyen sezonlarda iyice göz önüne koyuluyor.
Karakterlerimizin ikisi de çok gençler. Mulder daha kariyerinin ilk yıllarında kendini X-Files'a atatıyor. Yanlış hatırlamıyorsam Scully'nin de ilk görev yeri X dosyaları oluyor. Beşinci sezondan itibaren artık Mulder bulduğu şeylerden dolayı iyice kafayı yemeye başlıyor, neye inanacağını şaşırıyor. Oradan itibaren ipler kopuyor zaten kanımca.
Dizinin dörtte üçlük bir kısmını Monster of The Week dedikleri filler'lar kapsıyor. Bu filler'lar çok seyrek de olsa komedi olsa da genelde çok karanlık atmosferlere sahipler. Mesela hamamböcekleri ile alakalı bir bölüm var, şahsen gülmekten yerlere yattım, ama dördüncü sezonda Home diye bir bölüm var; o bölümü bir daha hayatta bana kimse izletemez. her aklıma geldiğinde bölüm tüylerim ürperiyor. Dizideki asıl paranoyaklık teması deriye kalan dörtte birlik kısmından devreye giriyor. Bu dümbük amerikalılarının paranoyaklık kısmının yanında halen bir soğuk savaşımsı Amerika, Rusya çekişmesi var (dübük amerikalıların burada kendilerini önemli sanmaları için başka bir süper güce ihtiyaç duydukları şeyinden dolayı bir tür kendini kurguyla tatmin etme olayı var gibi geldi bana), onun yanında da koloniciler var; ki oraya girmiyorum. Çünkü hem içinden çıkamam, hem de tam anlamıyla spoiler'a döner yazı. Ama, insanlar çok karışık olduğunu söylüyorlar asıl hikayenin; doğru düzgün izlenirse dizi, her şey zamanla yerli yerine oturuyor merak edilmesin. Sonuçta Chris Carter'ın bir gizem yaratma amacı da var, mazur görün iki dakikada, aptala anlatır gibi anlatmamasını. Lost mu bu?
Bir de bu asıl hikayenin içinde şahane iki karakter var; biri Kyrcek, biri de duman avcılarının ağzına sıçan Smokingman ya da işte Cancerman, siz seçin. Skinner (Mulder ve Scully'nin üstü) Cancerman diyor, Mulder Smokingman diyor arada bir. Herhalde en gizemli karakter Cancerman oluyor dizide. Adam hakkında bir iki şey öğrenebiliyorsunuz saatlerce izleseniz bile. Kyrcek ise Mulder'ın ağzına eden bir karakter. Mulder nerede gerçeğe yaklaşmaya çalışsa, bu adam orada bitiyor ve öyle alakasız bir şey yapıyor ki Mulder'ın tüm dikkatini başka yöne çekiyor, kafasına ediyor adamın. Ama şahane bir karakter. Bir de son sezonlarda başka karakterler ekleniyor, dümbük amerikanlar tabiki değişimden bir bok anlamadıkları için hiç sevmezler son sezonları. Sallayın onları. süper hepsi.
Efendim dedik ki dokuz sezon sürüyor bu dizi. Yani ben süper akıcı bir şekilde izledim, manyak ve boş bir insan olduğum için ama pek akıcı bir anlatımı yok dizinin. Ancak benim gibi bir manyaksanız sonuna kadar dayanabilirsiniz kanımca. İki filmi var bir de dizinin, biri yeni çekildi daha, diğeri ise sanırım 1997 yılında beşinci ve altıncı sezonlar arasında yazın, o aradaki olayları anlatmak amacıyla çekildi. Yani bu elemanlar o dönem, iki yıl boyunca X-Files'tan baydılar.
Dizi kodumunun ikiz kulelerinin yarattığı paranoyaklık döneminde sona erdi. her ne kadar Fox (Fox'tu lan di mi? yanlış olmasın) reytingler düştüğü için diziyi bitirdik dese de, Chris Carter bu olayın yarattığı etki yüzünden dizinin paranoyaklık temasına dokununca bittiğini savunuyor. Hani ikiz kuleler halen varolsaydı dizi belki de devam ediyordu demeye getirmiş. Zaten bu dönemden sonra 24 dizisi dümbük amerikalıların farklı bir paranoyaklıklarına hizmet etmeye başladı. Değişen dünya, değişen dümbük amerikan paranoyaklığı işte. Hayır kendinizi ne bok sanıyorsunuz ki, sanki dünyada sadece amerikalılar yaşıyor, Avrupa, Asya, Afrika falan başka bir gezegen sanki. Uzaylı mıyız lan biz?
Neyse konumuza dönüp toparlayalım; X-Files bir spin-off, bir de yan dizi türetti. The Lone Gunmen, X-Files'taki üç tane nerd karakteri konu olan bir spin-off'tu, 13 bölümcük sürdü. Türeyen yan dizi ise Millenium. Çok özür diliyorum, lütfen dövmeyin ama daha başlayamadım o diziye. Millenium da üç sezon sürdü. İki dizi de zamanından önce iptal edildiği için X-Files'ta birer bölüm ile bu dizilerin hikayeleri toparlandı.
Battlestar Galactica
He evet re-imagined olanı bu. 1979 ve 1980'de asıl Battlestar Galactica var onu daha izlemedim. Şimdi Cylon dediğimiz robotlar var, bildiğin yapay zekaya sahip bu elemanlar. İnsanlar bunları eşantiyon diye kullanıyor. Sonra bu elemanlar olay çıkartıyor, ne gerek varsa savaş falan çıkartıyorlar, sonra antlaşma yapıp, insanlardan uzakta kendi hallerinde yaşama sözü veriyorlar.
Bu savaştan elli yıl kadar sonra geri dönüyorlar ve bir planları var. Üstelik bu sefer sentetik robot yaratmışlar, aynı insan gibi bunlar artık. Saldırıyorlar tüm gezegenlere ve sadece tek savaş gemisi olarak Galactica kalıyor ve bir avuç sivil gemi. İnsanlar götleri tutuştuğu için kaçıyorlar haliyle, robotlar da onları kovalıyor.
Ben bu kadar boktan anlattım ama dizi herhalde hayatta kalma savaşını en iyi anlatan yapımlardan biridir. İnsanlar için yeni bir başlangıç şansı, yeni bir ev bulma arayışı vesaire. Aksiyon, kurgu ve yarattığı kaotik ve pesimist atmosfer bir yana, varoluşu ve insanlığı; insan olmanın ne demek olduğunu sorguluyor bir bakıma dizi.
Çok da şahane karakterleri var, hepsi köşeli köşeli. Düz karakter bulmak imkansız dizide. Nedense hep buna önem veriyorum, bir şeyi izlerken. Hiçbiri Süpermen değil karakterlerin. Bir de her niyeyse en bayıldığım karakter Karl Agathon. Şimdi, General William Adama ya da XO Saul Tigh ve Chef Tyrol kusura bakmasın en şahane karakterler onlar aslında ama Agathon'u oynayan elemanda çok şahane bir tip var, ona bayıldım sanırım.
Neyse, yakışıklı erkeklerden konumuza dönelim; hehey kolay mı tabi Brother Cavil'den öyle kolay kaçmak, elemanların başına onlarca şey geliyor, çoğu sorun da hayatta kalmak üzerine kurulu, karakterlerin psikolojileri alt üst oluyor, kafayı yiyorlar. Bir tek William Adama, koçum benim ayakta kalıyor her şeye rağmen.
Dizide ağızlara bilmem ne olan bir çok cümle, kelime falan var. herhalde en çok ağızına takılacak olan iki tanesi; "So say we all" ve "Frak" ya da "Frakk". So say we all dedikleri şey aslında "Amin Allama" gibi bir şey, ama dizideki din faslı bizim yunan mitolojisinden alındığı için Amen değil de bunu diyorlar; William Adama süper karizmatik bir konuşma yapıyor, millet adrenalin pompalıyor, sonra hep bir ağızdan; "So say we all!" diye bağırıyorlar. Frak kelimesi de aslında fuck oluyor; "lanet olsun adamım" gibi. Eheh adamlar zeki, küfürsüz hayat olmaz, sansür mansür uğraşmamak için böyle bir şey düşünmüşler orjinal seri zamanında.
Toplam dört sezon. Razor ve The Plan diye iki tane de film çektiler, bir sürü webisode'u var dizinin. Üçüncü filmi de yapacaklarmış. Sonuç, olarak süper dizi. Bilmeyen kalmadı gerçi artık. Önüne gelen izliyor valla ki.
Not: Bir sonraki bölümü, zamanından önce biten, iptal olan diziler ayırmak istedim özel olarak. o yüzden iki tane bilimkurgu dizisi anlatabildim canlarım. Halen devam etmekte olan, tamamlanmamış ya da devam etme ihtimali olan dizileri şu an için yazmak istemiyorum. İki nedeni var; birincisi o kadar fazlalar ki, çok üşenirim, ikincisi dizi bitmeden dizi hakkında yorum yapmak istemiyorum, çünkü fikirlerim değişebiliyor finali görene kadar. Hoş iki dakika sonra; "aslında X-Files bok gibi lan" diyebilirim, ama demicem lan. Bir de Star Trek mevzusu var, yüce tanrı Zeus bana ömür verirse, hepsini izledikten sonra onları anlatmak istiyorum.
Bir de izleme sürecini bitirdiğim bilimkurgu dizileri arasında yazacak yeni bir şey kalmazsa, başka bilimkurgulara yönelebiliriz, ne dersiniz? eheuhe buraya kadar okuduysanız, bana cevap verme zahmetine katlanacağınızı sanmıyorum.