Cuma, Kasım 13, 2009

13/11/09

- I guess this means we can forget about using the elevator.
- May be not. Tom left a message. He wrote it on the floor in his own blood.
- In his blood? Way to go kid!

Perşembe, Kasım 12, 2009

Impudence

İnsan zeka gerilemesi yaşadığını fark eder mi? Ya insan zeka gerilemesi yaşar mı? Düşünmezsek aptallaşırız değil mi? ben bunu unutmuştum. Vallahi son zamanlarda kendimi olduğumdan da gerizekalı hissetmeye başladım. Çok odun bir insanım ben lan. İnsan çabalar değil mi? Bir şeyler yapmaya çalışır, ne bileyim bir şeyler işte.

Benim gözlerim neden hala bozulmadı? Yok gözlük takmak istemiyorum, ya da lens, ama mantıklı değil. Ne bileyim, insanın gözü bozulur. Radyasyon bir de. Paso radyasyon yiyorum, dört bir yandan, halen belirgin bir mutasyon geçirmedim. Belki de mutasyona uğramışımdır. Yok ya, çok yalan şey bu radyasyon.

O kadar çok abuk subuk şeyler yazıyorum ki artık blog'uma, artık sadece sıkıntıdan yazıyor olduğumun farkındasınız. Ahahah niye okuyorsunuz ki zaten halen bu blog'u. Ben konuşacak birisi olmayınca aptal aptal bir şeyler yazıyorum. Eskiden yorum falan da yapardınız siz buralara. Ama kaçmaz, ben hala takip ediyorum girip girmediğinizi. Ortalama yedi kişi okuyor bu blog'u. Benim gibi yapacak hiçbir şeyi olmayan dünyalılar.

Bu vesileyle google'a "kediler düzüşüyor", "pizza sümük", "uzay gemisi hamile dizi" yazıp, aratan ve benim blog'umu bulan insanlara buradan el sallıyorum.

Artık okuduğum, izlediğim, dinlediğim şeyler beni uzak diyarlara götürmüyor, duylandırmıyor. İzlerken sürekli yönetmen şurayı nasıl çekmiş, sesleri, renkleri nasıl kullanmış, kurguyu düzgün yapmış mı, bunlara bakıyorum. Hikaye adam gibiyse sorun yok. illaki twist olacakmış, duygusal olacakmış, bir şey anlatması gerekirmiş, sürükleyici olaması lazımmış; gereksiz şeyler bunlar. Kimin umrunda. Adam estetik çekmiş mi filmi, kurgusu mantıklı mı, egzantrik bir şey katmış mı sinemaya bunlar önemli. Sinema sanat değil mi? Sanatın estetik olması gerekmez mi? Gerekir lan. Aç sözlüğü, bak. Hemen; "yoooo" dersen, sie.

Bir de hayatın anlamı var tabi. Hayatın anlamı kimin umrunda. Değil mi? İnsanların keyfine bakması lazım. Cevabı göreceli olan şeylerin peşinden gitmeye gerek yok. Ha düşün, aferim ona bir şey demiyorum ama aptal gibi kendini üzme. Gerizekalılar gibi bohem takılma. Hem bir kere hayatın anlamını çözüp, hayatın bir anlamı olmadığını anlayan bir insan neden bohem olsun ki. tam tersine; hayatın anlamını çözmüşsün, işin bitmiş, keyfine bak kardeşim. Niye hayata küsüyorsun ki? Tamam sana doğmadan önce sormamışlar; "hayata gelmek ister misin?" diye, ama hayata da sormamışlar; "var olmak ister misin koçum?" diye. Onun suçu ne? Hem hangi salak; "bana sorsalarmış doğmadan önce hayata gelmek ister misin diye, hayır derdim" der. Lan salak, tabii ki evet dersin. İnsanın başına kötü bir şey ya merakı yüzünden ya da çükü yüzünden gelir. gerisi konsekans. Hayatın bir suçu yok ki. Olaylar böyle gelişmiş. Ne yapabilirsin?Boşver.

Boynum da çok ağrıyor bu aralar. O kadar boktan bir yastığım var; eşlerin bir yastıkta kocadıkları yastığımsı şeylerden. Lan yatak tek kişilik, neden iki kişilik yastık koyuyorsunuz ki? Bir de yastık o kadar dar, kafamın yarısı mutlaka ya yatakta ya da duvarda.

Ya ben bu erkeklerin kız tavlama dedikleri şeyi beceremiyorum kardeşim. tavlı gelen kızları bile tavlayamıyorum. Nasıl bu kadar ilgisizmişim gibi davranabiliyorum anlamıyorum. Kızı tavlayayım diye kasmıyorum zaten, onla mı uğraşacağım. ilginç ama. hani odunum da kazma da değilim be. Gereksizlik derecesinde komünikasyon becerisi isteyen bir iş. Sosyal ortam falan, insanlar birbirleriyle konuşuyor, anlaşıyor. Ya bir kere nasıl iki insan birbiriyle anlaşabilir ki? imkansız bir şey.

Hadi argümanın hatrına bunu mümkün kılalım, bir kere neden bir insanla konuşmak ve anlaşmak ister ki bir insan? İnsan demek sorun demek. İnsan mümkün olduğunca minimum sayıda insanla etkileşim halinde olması lazım. biz iğrenç varlıklarız, nasıl birbirimize tahamül edebiliyoruz? Niye yapımızda sosyal olmak, uygar olmak gibi dürtüler var ki? Çok çelişkili, hiç mantıklı değil. ben olsam insana farkındalık verdiysem, zeka da verirdim. Ya hangi mantıklı insan başkaları ile etkileşime geçerek kendine stres yaratır, sorumluluk yükler. ya bir kere insan neden bir şeyler başarmaya çalışır hayatta. Kız tavlayayım, eğlenelim, süper oğlum. Ya değil. bir ton iş, niye uğraşıyorsun ki. Kendi kendine daha çok eğlenirsin vallahi. Ama dersen ki; "buğra olum ben senden daha odunum tamam mı? Mutlu oldun mu?" evet mutlu olurum o zaman. Ego denen bir şey var oğlum. Ben sizden daha az odunum aslında. evet evet bu doğru. Süperim oğlum ben. her şeyi çözdüm.

General Adama: Buğra is the greatest person ever lived!
Crowd: So say we all.
Adama: SO SAY WE ALL!
Crowd: So say we all!
Adama: SO SAY WE ALL!
Crowd: SO SAY WE ALL!
John Crichton: Can I get a, "hell, yeah" for Buğra?!
Crowd: HELL, YEAH!

Cumartesi, Kasım 07, 2009

20 abuk subuk cevap

1- en sevdiğiniz kelime?
Hardal. Neden bilmiyorum. hardal da sevmem ki ben. Ama ne zaman sandviç'in içine; "abi hardal koyayım mı? deseler; "lan ben senin abin miyim? Koycan lan tabii, hardal bu sonuçta." derim. Hayır tadını sevsem tamam, ben hardal sevmem ki. ama o kadar güzel bir kelime ki kıyamıyor insan.
2- nefret ettiğiniz kellime?
yahu. bir de böyle; "ne bileyim yahu?" derler. ne gerek var; "bilmem" de yeter. dünyanın en gereksiz kelimesi vallahi bu. bir de çok itici. sadece; "ya" desen onu kabul ederim. "yahu" ne lan.
3- ne sizi heyecanlandırır?
neyi kastettiğine istediğine bağlı. Şimdi mesela gerilim filmi izlerken tırsarsam kalbim hızlı atmaya başlar. ama heyecanlanmam. niye heyecanlanayım ki. Kalabalık önünde konuşma yapacaksam stres olurum, kalbim hızlı çarpmaya başlayabilir. ama heyecanlanmam ki. niye heyecanlanayım. ha heyecanlanmamım kalple alakası yoksa bilemeyeceğim tabi. ama saçma yani. aslında insan heyecanlanmaz ki. ne bileyim, korkar, tırsar, stres yapar, panik atak geçirir, bir şey hoşuna gider falan olur. Heyecan nedir? bu da çok gereksiz bir kelime.
4- heyecanınızı ne öldürür?
salak ve çirkin insanlar. Ama ikisi birden olacak. Yani çirkin insan niye heyecanımı öldürsün. ama sadece salaksa da olmaz. belki süper güzel bir insan. o zaman fark etmez ki.
5- en sevdiğiniz ses nedir?
Hani böyle şap diye bir şey çıkar ya. Ama ŞAP! diye değil. böyle şap şap şap diye sakin sakin. çok hoş harbiden. ne öyle martı sesi, deniz sesi, dalga falan. uyduruk uyduruk. bir şeye benzese bir de. ama şap sesi öyle mi. insanın siniri bozar. mesela musluktan şap şap diye ses gelse direk bu sese son vermeye çalışırsın. başka bir şey düşünemez hale gelirsin. insanın ilgisini bu kadar çeken, bu kadar güçlü bir ses var mıdır? vay be.
6- nefret ettiğiniz ses nedir?
Trafik, egzoz, korna gibi motorlu taşıtlarla alakalı sesler bütünü. Bir kere araba nedir ya. araba lan. dünyanın en gereksiz şeyi. bin metroya. bin otobüse. Ne bileyim. bir de insanlar muhabbetini yapar. yok motoru şöyle, yok kıçı böyle. lan araba işte. hepsi insanın siniri bozmak üzere yaratılmış. bir kere mantıklı değil. otobüs dediğin Türkiye'de minimum 300kişi alma kapasitesine sahip. arabaya en fazla 20kişi binersin.
7- hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
işi yaptırana beleşe mal olacağım bir şeyler yapmak istemem. Gerçi banane iş azıma sıçmadığı sürece yaparım. ne fark eder ki. ha dersen ki ister misin? istemem. ama illa ki istemediğin bir meslek olacak dersen, olur. fark etmez. hepsi aynı şey değil mi. meslek işte. bir kere meslek ne? ne kadar gereksiz. herkes ormanda yaşayıp böcek yese yine doyar. illa uygar olacağız. sanki bir bok var uygarlıkta. aynı şey.
8- hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
Şimdi doğallıktan kastın ne? Süpermen falan olurdum mesela. onda bir sürü yetenek var. ama doğal mı bilemeyeceğim. süpermen olmak doğal yetenek değil gerçi. uçmak doğal kabul ediliyorsa uçmak isteyebilirim. ya da gözlerim x-ray makinası işlevi görsün, ya da görünmez olabileyim. Ne bilim lan, eğlenceli bir şey olsun da fark etmez. yoksa ne bileyim, süper resim yapmak ne kadar eğlenceli olabilir ki? sonuçta süper yapıyorsun, aşmışsın, niye daha fazla resim yapasın o zaman. ben şahsen süper resim yapabiliyor olsam, hiç canım resim yapmak istemez. hoş şimdi de istemiyor ama burada doğal yetenek seçeceğiz di mi? işe yarar bir şey olsun en azından.
9- kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
Olur muydum yoksa olmak mı isterdim? Şimdi kendim olmasam başka bir bok olamazdım orası kesin. ama VAn gogh falan olmak ilginç olurdu. Süpermen de iyi lan, adam her boku yapabiliyor. düşünsene. oha. tabi lan.
10- nerede yaşamak isterdiniz?
Bir ada olacak. oranın kralı, süperi, en iyisi olucam, herkes tapacak bana. sadece benim seçtiğim insanlar adaya gelebilecek. Güzel güzel hanımlarla dolu olacak ada bu yüzden. hepsi bana tapacak. ama ben sadece sevgilimle beraber olacağım, ondan sonra diğer bütün kadınlar bunun üzerine kıskançlık krizine girecek, hepsi yalvaracak bana, ayağıma kapanacak; "buğra nolur beni de al, bir tane yetmez sana, yalvarırım" dicek hepsi ama ben çok pis burun kıvıracağım hepsine. sonra Bunlar bana olan aşkından ölecek. nıhahah. Ada uçabilecek falan, aynı zamanda kendine ait bir kapalı atmosferi falan olacak, istediğim şekilde evreni gezebileceğim. Aklıma ne gelirse, istersem karşımda belirecek, o yüzden erzağa falan gerek yok. istesem tek parmağımı oynatmamla her şeyi yok edebileceğim. Böyle bir yerde yaşaşam süper olur.
11- en önemli kusurunuz nedir?
ahaha dalga mı geçiyorsun? işe yarar hiçbir özelliği yok ki insanın, kusurlarını umursasın. en önemli kusurummuş. hepsi aynı kusur lan. kusur sonuçta, insan neden kusurları arasında bir sıralama yapmak istesin ki.
12- size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?
ahahah söylemem. keyfi kaçar. bir kere neden paylaşayım ki bunu.
13- kahramanınız kim?
Süper kahramanlardan mı bahsediyoruz? süpermen lan tabi ki. adam ölmüyor bir şey olmuyor. başına ne gelirse gelsin daha ilk saniyeden itibaren süpermen sapasağlam bir şekilde sorunu çözer. adam süpermen lan, ne isterse yapar. illa süper kahraman olmayacaksa bilmem ki. Şirin baba şahane eleman ama. krallar gibi yaşıyor valla. tüm şirinler bir yere koşturuyor, şirin baba oturup santraç falan oynuyor, keyif yapıyor. Homer'ın işe yarar versiyonu eleman. sorun oldu mu, şak diye ortama girip, çözüyor sorunu.
14- en çok kullandığınız küfür?
bok
15- şu anki ruh haliniz?
bok gibi.
16- hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
Don't panic.
17- mutluluk rüyanız nedir?
ahah bahsettiğim ada işte.
18- sizce mutsuzluğun tanımı?
aç sözlüğü bak hıyar herif. mutsuzluğun tanımının sencesi bencesi mi olur? ha dersen ki; "sizce mutsuzluk nasıl bir şeydir?" o zaman anlatırım. sen doğru düzgün sor sorularını öyle cevap alırsın ancak.
19- nasıl ölmek isterdiniz?
ölmek istemem lan, illa ölmem mi gerek.
20- öldüğünüzde cennete giderseniz tanrı'nın kapıda size ne söylemesini istersiniz?
bi bok söylemesin. bir kere ben muhabbet etmeyi seven bir insan değilim ki tanrının bana bir şey demesini isteyeyim. Bildiğin tanrı lan. elemanla muhabbetim yok, bir şeyim yok. yıllarca tek kelime etmemiş, şimdi mi konuşuyor. ohoo onla mı uğraşacağım ben. bir iki laf eder, sonra millete; "ben buğra'yla kanka oldum" demeye başlar. aman muhattap olmasın benle.

Çarşamba, Kasım 04, 2009

04/11/09

Bring out your finest wines your holy shrines and let them go.
Freed from the chains of what has remained a life that you don’t want to know.
The bass and the drums will hammer it home with their marching band of the proud;
Celebrate ages, all life stages, seas and the winds and the clouds:
The message’s been written from your prison, see what tomorrow will be,
See what tomorrow will be.

Çarşamba, Ekim 28, 2009

az önce Baldur's Gate spoiler'ı yedim IGN tarafından. Hayır benim salaklığım gidip Baldur's Gate oyununun 2000 yılında çıkmış incelemesini okumaya kalkarsam böyle olur. Ohooo. pft. Hem de tam spoiler be kardeşim. Direk karakterin quest'i lank diye suratıma çarptı. Olmaz ki şimdi. Bok ettim oyunu.

Pazar, Ekim 25, 2009

Baldırımın Kapısı

Şu role play oyunlarını oynamaya başlamadan önce bir walkthrough'lara göz atmak lazımm mutlaka. Şimdi buralarda tatil falan oldu, ehe param da yok sayılır, gittim Baldur's Gate seti buldum Fnac diye bir teknolojik mağazadan. Artık burada elemanlar nasıl okur "finak" mı der ne der çözemedim daha. Şimdi ben de tabii sanki gece gündüz bilgisayarda rp oynayan biri olsam diyeceğim ki; "olum iyiki son paramı buna vermişim, şimdi ben bir hafta bunun başından kalkmam, para harcamamış olurum." yok kardeşim acıktım ben. Bir hafta boyunca makarna mı yicem ben şimdi.

Neyse şimdi toparlayalım biraz; bu set iki oyundan oluşuyor, içinde serinin iki oyunu ve bu iki oyunun ek paketleri ve yamaları falan halledilmiş şekilde sunmuşlar sana. Aferim, tebrik ediyorum. Tek iş yüklemek oldu ilk oyunu. Eleman bana; "gel bak üye ol bize süper yeni şeyler var burada" dedi ama yermiyim ben, on yıllık oyun lan bu ne kadar süper yeni şeyler sunabilirsiniz ki bana uyduruk internet sitenizden. Hem bir kere siz kapatmışsınız sitenizi, açmışsınız sonra, bir şeyler yapmışsınız. Bir kere siz batmıştınız hani noldu canım? gerçekten soruyorum. Fallout falan güzel şeylerdi bunlar da sonra size bir şeyler olmuştu, geri mi döndünüz?

Hay allam, neyse bir kere daha toparlıyorum; Oyuna daldım, ama bu eleman paso, yok şu cd'yi tak, yok bunu takma, onu tak diye uyarıyor beni. Lan eleman, zaten normalde 7cd'sin aferim de elimde iki dvd var benim sadece. Adamlar halletmişler olayı sen bana cd soruyorsun. Heh. asıl soruna giriyorum. Şimdi ben direk hanım cüce yaptım karakterimi. Cüceler süper bir ırk, balta falan, dan dun dalıyorlar çatışmanın ortasına dağıtıyorlar ortamı. Bir de kadın yaptım elemanı, meğersem cinsiyet seçimi önemsiz bir şeymiş. Neyse, olsun, hatun olacak benim karakterim. Sorun bende ama galiba, her zaman sanal kurguda karakterimi kadın yapıyorum, çocukluğuma inmek lazım, ya da hipnozla bilinçaltımı araştıralım.

Ya ben gittim karakteri dual class, ne yazıyordu tam olarak hatırlamıyorum, yaptım. ya meğersem hiç de önerilen bir şey değilmiş bu dual class. dedim, hem kafa göz kol bacak uçururum hem de büyü müyü yaparım, ortamın kralı olurum. Olmuyormuş. Ben oyunu oynuyorum, dört beş saat oynadım falan, kadın level atlamıyor. LAN. uyduruk bir Hp attırma büyüm var, bir de uyduruk bir baltam bir boka yaramıyor karakter. bir de oynamışım bayağı, çok üşeniyorum baştan başlamaya. İlk göz attığım FAQ tarzında rehberde adam direk yazmış; "dual class" olmayın, ben pek önermiyorum, başlangıçta çok güçsüz oluyorlar, hem de zor gelişiyorlar. Vay anasını. O zaman neden öyle bir seçenek var ki?

Neyse ya oynuyoruz işte. böyle insanı başka diyarlara falan götürüyor, lay lay lom. bilseydim getirirdim evden Fallout 2, Diablo 2 falan onların oynardım tekrar. Yok oyun şahane de ben önceden oynadığım oyunları oynamayı nedense daha çok seviyorum. böyle kafa dinliyorsun. ezberlemişsin neyin ne olduğunu. takılıyorsun öyle. Bunda böyle mi, ufakkene kuzenim oynarken bön bön bakıp izlerdim Baldur's Gate'i. şimdi paso metin okuyorsun; "acaba şuna basınca noluyor vay be! acaba şurada ne varmış, aaaa öldüm ama ben. ohooo ta nerede kaydetmiştim lan ben oyunu. püü." triplerine giriyorsun. Ama şahane oyun valla. ben bir ara Heroes 4 de alayım, kuzenim ben ufakkene onu da oynardı, ama çakal paso paladin hilesi yazardı. Haha kaçmaz benden hatırlıyorum olum ben, hile yapıyordun sen. Ben biliyorum ki.

Ya şöyle Planetscape Torment, Icewind Dale falan da bulsam, denk gelsem. Hatta Fallout seti falan görürsem onu da alırım, evde var ama olsun, fazla mal gözümü çıkarmaz. Belki birinin cd'si çizilir mizilir, bozulur falan. yedek durur.

Ya bir de Syberia'yı aldım üç avro diye, daha başlayamadım. Burada adventure oyun kıtlığı var. Türkiye'de bile daha fazla ya. Grim Fandango'yu bulsam da alsam. Deamon Tools mudur nedir, onunla uğraşmak çok kötü. Lan bizim orada Sam and Max, Full Throttle, Monkey Island serisi bile bulunabiliyor. İki dakika kafam dağıtayım diyorum, insanı uğraştırıyorlar, bulamıyorsun oyalanacak bir şey. Ne bileyim bari Sanitarium falan bulsaydım, şaşırıp sevinseydim falan. Aslında Arcanum bulayım ben ya bir şekilde, hiç oynamadım bak onu.

Çarşamba, Ekim 21, 2009

21/10/09

Bu Fransızlar gerçekten çok salak. Şöyle anlatayım; Liverpool - Lyon maçı vardı dün. Ne güzel, dışarı çıkıp izlerim lay lay lom havalarındaydım; İngiliz bir arkadaşı ayarladım, okay dostum dedi. Yalnız eleman da nasıl İngilizse artık; biz Lyon'u desteklemeye karar verdik. Ulan eleman Liverpool'un dibinde oturuyor, insan az da olsa sempati besler. Meğersem çocuk United'a sempati besliyormuş. Ha tabi Manchester'ın da dibinde oturuyor çocuk. Mantıklı.

Dur ya ben Fransızları anlatacaktım. Şimdi Türkiye'yi düşünelim; bu çeşit uluslararası kulüp maçları falan olduğu zaman insanlar barları, kafeleri doldurur di mi, burada bir sorun yok bu elemanlar da doldurmuşlar tüm barları. Eleman bana, "arkadaşlar da izleyecekmiş onların yanına gidelim hadi, lay lay lom" dedi, olur dedim. Aman tanrım bir bara girmişiz, bar maksimum 100 kişi alabiliyorsa burada 500 kişi var. Lan salaklar. Tamam bar dolu olabilir ama bar doluysa içeri girmezsin di mi, oturabileceğin, görece daha sakin bir yer ararsın. Yok efendim aptal bunlar, 500 kişi dikilmiş barın ortasında kafalarını kaldırmışlar maça bakıyorlar. Hadi diyelim ki atmosfer güzel, böyle insanlar maç havasında da, lan içeride hava yok, boğuluyorsun. Neyse sonunda dayanamadık 30.dakikada kaçtık biz bardan, elemanın arkadaşları da yarı bittiğinde çıktı. Gittik başka bir bara, oh mis gibiydi orası, güzel güzel oturup izliyorsun maçı.

iki bar arası da en fazla 5dakika yürüme mesafesi. Hayır bok var sanki o barda da millet oraya konuşlanmış. Evladım maç aynı maç. git orada izle güzel güzel. Bir de bu elemanların maç izlemekten anladıkları yok ya. İnsan bir küfür eder, bağırıp çağırır. Yok efendim. Elemanlar bir gol olunca sevindiler hayvanlar gibi. Hadi gol yiyorsun, üzülüyorsun falan da insan bir sinirlenir; "ulan öyle gol mü yenir ibneler!" falan diye bağırır, efkarlanır, hava almaya çıkar. Yok kardeşim.